Pınar HOLT


BİZİ MUTLULUĞA GÖTÜREN O KIVILCIM

BİZİ MUTLULUĞA GÖTÜREN O KIVILCIM



Yıllar önce babamı ani ve önemli bir rahatsızlıktan dolayı hastaneye kaldırmış ve on gün kadar orada kalmıştık. İlk üç gün, gözleri kapalı sadece nefes alıyordu, o üç gün, ne kadar üzgün ve endişeli olduğumu tarif etmem mümkün değil. Doktorların doğru tedavisi ve yaratıcının yardımıyla babam, beşinci gün yatağında oturacak ve bizim yardımımızla yemek yiyecek vaziyete gelmişti. İşten çıkar çıkmaz hemen babamın yanına koşuyordum. O kadar mutlu olmuştum ki onun iyiye gitmesine “Ortamı daha da nasıl şenlendirebilirim?” diye düşünmeye başlamıştım. Aynı odada babam yaşlarında toplamda altı hasta ve refakatçisi bulunuyordu. “Diğer hastaları rahatsız etmeyecek ama bir yandan da babamı neşelendirecek ne olabilirdi?” diye düşünürken aklıma bilgisayardan kulaklıkla komedi filmi izlemek geldi. O gün, iş çıkışı hastaneye bilgisayar ve kulaklıkla gittim. O zamanlar hangi serisiydi hatırlamıyorum ama Recep İvedik’i açtık, kulaklıkları taktık, filmi izlemeye başladık ama bir süre sonra kahkahalarımızın önüne geçemedik. Sanırım, stresli günlerin ardından ruhumuzun neşelenmesine ihtiyacı varmış. Kimseyi rahatsız etmeyelim derken bastırmaya çalıştığımız kahkahalarımıza herkes şahit oldu. Tam o sırada bir grup doktor odaya geldi. İçlerinden bir tanesi “Ne güzel gülüyorsunuz böyle Mustafa Amca, bizi de mutlu ettiniz!” demişti.
Babam gibi ciddi ve az gülen bir insanın hasta yatağında kahkahalarla film izlemesine şahit olmak, dışarıdan zor görünen durumlar karşısında ruh hâlimizi değiştirmeye çabalamanın en azından denemeye değer olabileceğini fark ettirdi bana. Bunun üzerine seminerlerimde katılımcılarda farkındalık oluşabilmesi için şöyle bir uygulama yapmaya başladım. İnsanların yanında oturduğu kişiyle eşleşmesini, birbirlerinin yüzüne bakmasını ve bir dakika boyunca birinin gülüp diğerinin ciddi kalmasını istedim. 30-35 saniye sonrası bırakın gülümsemeyi, tüm salonun kıkırdamaya başladığını defalarca gördüm hatta ciddi kalması gerekenler daha çok gülüyordu her seferinde.

MUTLU DAVRANAN, MUTLU OLUR

Babamla hastanede yanan o küçük kıvılcım, seminerlerime, yazılarıma ve kendi hayatıma da yansımıştı. Kendime hep şunu hatırlatmaya çabalıyorum o günden beri: Hayatın bize sunduğu ve değiştiremediğimiz şartlarda, değiştirebileceğimiz tek bir şey var; o da kendimiz, bakış açımız, davranışlarımız. Çok basit bir tüyo vereceğim size: ‘Mutlu davranan, eninde sonunda mutlu olur.’ Amerika’da bulunan Ulusal Yaşlanma Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, yaptıkları 10 yıllık bir çalışmada, 1973'te mutlu bir mizaca sahip olan bir grup insanın hayat şartları kötüye doğru gittiğini, buna rağmen bu insanların 1983'te de hâlâ mutlu olduğunu gözlemlemiştir. Bu bulgular, bize şunu gösteriyor: Olumlu bir mizaca ve sağlıklı bir bakış açısına sahip olduğumuzda zorluklar karşısında her şeye rağmen mutlu kalabiliriz.

MUTLU İNSANLARIN ÖZELLİKLERİ

Peki, mutlu kalabilmek için ne yapmalı? Hayatın inişlerine rağmen temelde ayakta kalan bu insanların özellikleri ne?
Mutlu insanların dört önemli özelliği vardır:
1-)       Öz saygı
2-)       İyimserlik
3-)       Dışa dönüklük
4-)       Kişisel kontrol
Mutluluğun öz saygıya sahip olmakla yaşamın kontrolünün bizde olduğunu hissetmekle iyimser olmakla ve dışa dönüklükle geldiği kolayca söylenebilir ancak bu tür özellikleri nasıl güçlendirebiliriz?
Birçok araştırma, temel kişilik özelliklerimizin çocukluktan sonra da devam ettiğini gösteriyor. Ergenlik yıllarının bitiminden sonra dışa dönüklük, duygusal dayanıklılık, uyumluluk ve vicdanlı olma gibi özelliklerin yetişkinlik boyunca süreceği görünüyor.
Bununla birlikte aynı zamanda kendi kaderimizi etkileme gücüne sahip olduğumuzu da göz ardı etmemeliyiz çünkü biz sosyal dünyanın canlısı olduğu kadar yaratıcısıyız da. Bugün yaptıklarımız yarın dünyamızı yani kaderimizi şekillendirecektir.
Sizlere pratik bir tüyo daha vereceğim. Kendimizi değiştirmek istiyor muyuz? Daha iyimser, daha sosyal, daha öz güvenli yani daha mutlu olmak istiyor muyuz? Bunun için yapmamız gereken tek şey ayağa kalkıp tam da o şeyi yapmaya başlamaktır. Bazılarınızın “Kendimi ayağa kalkacak kadar güçlü hissetmiyorum.” dediğini duyar gibiyim. Hiç merak etmeyin, o zaman sahte iyimserlik numarası yapacağız. Duygularımızın davranışlarımızı tetiklediği gibi davranışlarımız da duygularımızı harekete geçirebilir. Örneğin mutsuz bir ruh hâlindesin ama o sırada bir arkadaşın aradı. Ne yaparsın? Hiçbir şey yokmuş gibi çaktırmadan neşeliymiş numarası yaparsın, değil mi? Sonra garip bir şekilde telefonu kapattıktan sonra artık o kadar mutsuz hissetmediğini fark edersin. İşte eyleme geçmenin değeri de burada saklıdır!
Olaylar karşısında sahte iyimserlik, zorla sosyallik, olumsuz öz saygı bizi mutluymuşuz gibi davranmaya iter ama bu aslında bizi mutsuzluğumuzdan kurtarmaya yardımcı olur.
Elbette bir gecede kendimizi daha iyimser ve sosyal açıdan daha güvenli hâle getirmeyi bekleyemeyiz ancak mevcut özelliklerimizi ve duygularımızı koşulsuz kabullenmek yerine kendimizi adım adım esnetebiliriz. Bizi mutluluğa götürecek o kıvılcımı yakalayabiliriz.

 

Adıyaman

20.07.2024

  • İMSAK 03:33
  • GÜNEŞ 05:14
  • ÖĞLE 12:38
  • İKİNDİ 16:30
  • AKŞAM 19:53
  • YATSI 21:27

Almanya'da Berlin ve Hamburg havalimanlarında küresel iletişim kesintisi nedeniyle uçuşlar yapılamıyor

Berlinli Öğrencilerden Rekor Başarılar

Wegner’den 20 Temmuz Açıklaması: "20 Temmuz 1944 Direnişinin Kadın ve Erkeklerinin Cesareti, Derin Saygıyı ve En Yüksek Takdiri Hak Ediyor"

2024'ün İlk Yarısında Hamburg'da 11.187 Bebek Dünyaya Geldi

Hamburg'da Güvenlik Sektöründe Maaş Artışı: Sosyal Daire'den Genel Bağlayıcı Karar

TFF'nin yeni başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, teşekkür konuşması yaptı: - "Ben kazanmadım, Türk futbolu kazandı"