Emel YILMAZ


İdealler ve Üçgen

"İnsanın İdeal Üçgeni: Akıl, Ruh ve Duygu"


Yazılanlar artık bir anlam ifade etmemektedir; ne dış dünya ile bir bağlantı ne de iç dünyaya artık bir köprü oluşturmakta... Söylenenler sadece varlığımızı korumakta ya da artık varlığımızı anlamlandıramaz.

Kuşbakışı gördüğümüz karıncaların azmi ve çalışkanlığını takdir edip kenara çekilirken, bu azmın yaşamlarının devamını, çalışkanlıklarının ise sadece mecburi var olma çabasından öteye geçmediğini anlamaya çalışmak bile insana zor gelmekte. Hele ki karıncaların bu çabalarının kendilerine çektirdiği ıstırabın farkına varmak olağan dışı bir durumu aksettirmekte.

Maalesef ki insanlık sadece olağan dışı durumlarda olağanüstü düşünceleri gerektiriyor ve toplumsal olarak tüm acıların başlangıç noktası ise olağanüstü durumlarda ancak kendini fark ediyor.

Zanaatkar zanaatını icra ederken zamanından, sanatçı sanatını icra ederken ise ruhundan ödün verir. Bir acıya kalbin dayanmazsa durur, ruhun dayanmazsa yaşama sevincin ölür ama aklın dayanmazsa...

Akıl, ruh ve kalp üçgeninden geçmeden verilen her karar bu üçgenin en az bir köşesine zarar verecektir bu sebeple de duyguların ana etken olmaması kaydıyla bu üçgenden geçmeden hiçbir karar verilmemeli ve hatta hareket dahi edilmemelidir. Refahın sağlandığı ve toplumsal dengenin temelde tutulduğu bir toplumda bu etken ana etkendir demek hiç de olağanüstü bir durum olmamakla birlikte su kadar temel bir gereksinimdir. Peki, bu gereksinimlerden vazgeçersek ne olur?

İnsan, fiziksel olarak var ise insandır yoksa yoktur. Ölmüştür çünkü! Ölüm nedeni ise yaşam enerjisinin tükenmesidir. Robot, pil var ise robottur; İnsan ise duyguları, ruhunu rahatsız ettiği andan itibaren insandır.

Ruhun hiç edildiği ve önemsenmediği yerde duygular suç teşkil eder ve bir insanın ruhunu hiç etmek suçtur. Çünkü duygular toplumsal veya bireysel sorunlar yaratabilir. Yarattığı andan itibaren ruhun yaptığı hataya bakılmaz, sadece işlediği suça bakılır yanı fiziksel olaya, hâlbuki ortada ellerini kollarını sallaya sallaya gezen ruh katilleriyle dolu.

Özetlemek gerekirse: İnsan idealler ve toplumsal olarak sorumluluk arzı hissiyatı yaşayan bir birey, akıl, ruh ve duygu üçgeninde var olur ve en ideal bu üçgeni dengede tutmaktır. Maalesef ki şimdiki zamanda bu o kadar da kolay olmasa gerek ki ya insanlar fazlasıyla çalışmakta yeter ki çevresindeki insanlarla “rakip” olabilsin ya da hiç çalışmamak. Çalışmamak derecesinde ben manen çalışmamaktan da bahsediyorum. Yanı: İdeal bir toplum, ideal bir insan, ideal bir birey, toprak, su, tohum üçgeni gibidir. Günümüzde olduğu gibi toplum insanlarıyla “eşit” kal köleliğin en ideal biçimini yaşatarak değil... Ruhun var ise İNSANSIN peki bunu beslemek için ne yapıyorsun?

Sevgiyle kalın.

Adıyaman

20.07.2024

  • İMSAK 03:33
  • GÜNEŞ 05:14
  • ÖĞLE 12:38
  • İKİNDİ 16:30
  • AKŞAM 19:53
  • YATSI 21:27

Almanya'da Berlin ve Hamburg havalimanlarında küresel iletişim kesintisi nedeniyle uçuşlar yapılamıyor

Berlinli Öğrencilerden Rekor Başarılar

Wegner’den 20 Temmuz Açıklaması: "20 Temmuz 1944 Direnişinin Kadın ve Erkeklerinin Cesareti, Derin Saygıyı ve En Yüksek Takdiri Hak Ediyor"

2024'ün İlk Yarısında Hamburg'da 11.187 Bebek Dünyaya Geldi

Hamburg'da Güvenlik Sektöründe Maaş Artışı: Sosyal Daire'den Genel Bağlayıcı Karar

TFF'nin yeni başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, teşekkür konuşması yaptı: - "Ben kazanmadım, Türk futbolu kazandı"