2 Şubat 2018 23:42
-A +A
Alaattin Topcu

Tedirginliğin Müziği / Şimdilik Son

Alaattin TOPÇU/gazetehamburg.com

O senin arkadaşın, dostun veya sevgilin… Onca yıldır bunca yakınında, içinde hissettiğin bir başkasının hayatına girmediğine şaşırıyorsun. İnsanlara karşı ördüğün duvarın sağlamlığı karşısında paniğe kapılıyorsun.

Duvar hayli aşındı. Bir iki darbe-si daha gelirse, kesin yıkılacak. Bunun şaşkınlığı ve paniğiyle içindeki müziği hoyratça susturmaya çalışıyorsun. Nafile.

Niçin duvar ördüğünü, hangi koşullarda nasıl duvar ördüğünü günü gününe, saati saatine belleğinde canlandırmaya yelteniyorsun. Yine nafile.

O’nun yaşamına girmesiyle anlamını yitiren “güven” sorunsalı tarihin-in uçurumuna doğru emin adımlarla ilerliyor. Elbette “Aşil zırhı” gizliden gizliye hâlâ seni uyarmayı sürdürüyor. O’na karşı değilse de “umuma” karşı -hâlâ- tedirgin.

Korku’nun çıkış noktası/kaynağı mücadele iradesini/azmini yitirmiş olman değil -asla. İnsana yönelik tüm iyi niyet köprülerinin bombalanmış olması -galiba.

Yaşamına derinden nüfus eden bu kadın, arkadaşın, dostun veya sevgilin köprüleri yeniden inşa etmeni istiyor, bekliyor, hatta bu doğrultuda seni sarsalıyor. Ama biraz acelesi var ve çok çabuk kaçmaya meylediyor.

Anlamasını bekliyorsun tabii. Hayli yorgunsun. Kendi içine darmaduman saçılmışsın. Her yerin can kırıklarıyla tıka basa dolu. Devasa bir mezarlık-sın. Her deviniminde bir yara-n kanıyor. Tekrar tekrar kanıyor.

Beş on yıl önce çıksaydı karşıma, diyor-sun… Toparlanman, yeni başlangıçlara kürek çekmen daha kolay olurdu, diye sayıklıyorsun.

Seviyorsun O’nu. Kalben… Sahicilik rüzgârları estiriyor. Ferahlıyorsun. Yine de bu ferahlık çok kısa sürüyor. Ardından ruhunda bir kurt gezintiye çıkıyor. Bu yaşta ve yorgunlukta yeni/taze bir darbe’ye daha göğüs geremeyeceğin kaygısıyla huysuzlanıyorsun. Kırılmamak için -istemeden ama- kırıyorsun. İçine kan akıtmamak adına öfkeni dışarı doğru kusuyorsun.

O’nun suçu ne? diye soruyor, kendini sorguya çekiyorsun -yine. Kendinin işkencecisi oluyorsun -yine. Yaralıyorsun -kendi-ni- yine.

Aşil’in ölümü topuğundan gelmişti, koruyucu/kutsal su görmemiş topuğundan. Farkında olmadan Aşil’i topuğundan zaaflı kılan annesiydi. Senin de mi annen peki?

Ah, şu kadınlar!...

Sen zayıf noktanı/yanını gösterdin O’ na, bir kadına... Şimdi oradan vuracak diye korkuyorsun. Ok’un gerginliği karşısında saldırganlaşıyorsun -O’na karşı…

İçindeki ses, hiç adil davranmadığını fısıldıyor kulaklarına. Kulak zarların acıyla kıvranıyor. İç sesin-in çaktığı çivinin acısı katlanılmaz.

Yaşamın sunduğu güzelliklerden yana duyargalarına, körelmeye yüz tutmuş gözlerine dokunuyor sesiyle, kahkahasıyla, olanca zarafetiyle. Parmaklarıyla kirpiklerini aralıyor. Bana bak diyor, Y kalbinin sesini dinle, diyor.

Gözlerim itaatkâr -aralanıyor. Sevgiyi, dostluğu veya aşkı görüyor.

Çok ama çok tuhaf bir duyguyla sarsılıyor. Mutlu mu? Emin değil. Yine de hiçbir şey eskisi gibi karanlıkta biçimlen-e-miyor artık.

Işıl ışıl bir insan/kadın/ruh güzelliği sımsıcak sarıyor, kucaklıyor…

Ah, şu kadınlar!...

Tedirginliğin müziği sonsuza doğru uzaklaşıyor. Arkasında bıraktığı tablodan dolayı keyfi yerinde…

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

CHP'nin başına kim gelmeli

CHP'nin başına kim gelmeli

  • Kemal Kılıçdaroğlu : 1 Oy (%8)

  • Muharrem ince : 11 Oy (%92)

Arşiv