Tarih: 22.02.2026 16:32

Hamburg’un İlk Türkçe Öğretmenleri Konuştu: Bir Kuşağın Eğitim Mücadelesi

Facebook Twitter Linked-in

Zafer ÖZPOLAT

 

"Sıfırdan Başladık"

Hamburg'da Türkçe eğitiminin öncülerinden olan Mistan Koral, Ali Altındağ, Lütfü Arslan, Hasan Gökçe ve Abdülvahap Yetkin, yıllar sonra bir araya gelerek hem geçmişi değerlendirdi hem de bugünün velilerine önemli mesajlar verdi.

Öğretmenler, Almanya'ya geldikleri ilk yıllarda ne yeterli ders materyali ne de kurumsal bir destek bulunduğunu belirterek, Türkçe derslerinin büyük bir özveriyle yürütüldüğünü ifade etti. Kalabalık sınıflar, yetersiz kaynaklar ve önyargılarla mücadele ettiklerini anlatan eğitimciler, buna rağmen yüzlerce öğrencinin hayatına dokunmayı başardıklarını söyledi.

Abdülvahap Yetkin: "En Büyük Sorunu Velilerle Yaşadık"

Türkiye'nin farklı bölgelerinde 15 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Almanya'ya gelen ve Hamburg'da 21 yıl görev yapan Abdülvahap Yetkin, en büyük zorluğun öğrencilerden değil, velilerden kaynaklandığını dile getirdi.

Yetkin, bazı velilerin çocuklarının Türkçe öğrenmesinin akademik başarılarını düşüreceğini düşündüğünü belirterek şunları söyledi:

"Bu tamamen yanlış bir algıydı. Tam tersine, ana dilini iyi bilen çocuklar diğer derslerde de daha başarılı oldu."

Eğitimde Gizli Eşitsizlikler

Röportajda en dikkat çeken başlıklardan biri ise eğitim sistemindeki eşitsizlik iddiaları oldu. Yetkin, yabancı kökenli öğrencilerin üst okullara yönlendirilmesinde zaman zaman isteksizlik yaşandığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

"21 yıl boyunca bir Alman öğretmenin 'Bu çocuk doktor olur, mühendis olur' dediğini duymadım. Çocukların potansiyeli çoğu zaman yeterince desteklenmedi."

Velilere Net Uyarı

Emekli öğretmenler, ailelerin çocuklarının eğitim sürecine daha fazla dahil olması gerektiğini vurguladı. Abdülvahap Yetkin'in sözleri dikkat çekiciydi:

"Bazı veliler çocuğunun hangi okula gittiğini, kaçıncı sınıfta olduğunu bilmiyor. Veliler çocuklarıyla daha yakından ilgilenmeli, okul toplantılarına katılmalı."

"Artık Buraya Kalıcıyız"

Öğretmenler, üçüncü ve dördüncü kuşağın artık Almanya'da yetiştiğini hatırlatarak, göçmen ailelerin bu gerçeği kabul ederek çocuklarının geleceğini bulundukları ülkede planlaması gerektiğini ifade etti.

Yetkin'in öğrencilerine yönelttiği, "Türkiye sizin için ne ifade ediyor?" sorusuna aldığı yanıt ise dikkat çekiciydi:

"İki haftalık tatil için gidilen ilginç bir ülke…"

Bu cevap, yeni kuşağın kimlik ve aidiyet algısındaki değişimi gözler önüne serdi.

"İmkânlar Var Ama Değerlendiren Az"

Emekli öğretmenler, bugün dil öğrenimi ve eğitim olanaklarının geçmişe kıyasla çok daha güçlü olduğunu ancak bu imkânların yeterince değerlendirilmediğini söyledi.

Velilere çağrıda bulunan eğitimciler, okul yönetimleriyle iletişim kurulmasını, toplantılara düzenli katılım sağlanmasını ve çocukların eğitim sürecinde yalnız bırakılmamasını istedi.

Eğitimle Yazılmış Bir Göç Tarihi

Hamburg'un ilk Türkçe öğretmenleri, yalnızca ders anlatmadıklarını; bir kuşağın kimliğini, özgüvenini ve geleceğini inşa ettiklerini vurguladı.

Verdikleri mücadeleyle yüzlerce gencin lise ve üniversite yolunu açan bu eğitimciler, Hamburg'da sessiz ama güçlü bir eğitim mirası bıraktı.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —