Amerika’da son yapılan araştırmalara (US Department of Housing and Urban Development verilerine) göre, gün geçtikçe işsizlik ve evsiz insan sayısı artıyor. En son 2024’te yapılan araştırmalarda evsiz sayısı 771.000 kişi olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor. Bu sayılar, bir önceki yıla göre ABD’de evsizlerin sayısının %18 arttığını ortaya koyuyor. Bu rakamlar, son yılların en büyük artışı olarak değerlendiriliyor. Çocuklu ailelerde evsizlik %39 artış göstermiş ve 18 yaş altı evsiz çocuk sayısı 150.000 civarında.
Şimdi gelelim Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Almanya’ya.
Alman hükümetinin 2024’te hazırladığı “Evsizler” raporuna göre yaklaşık 60.400 evsiz, yakınlarının veya akrabalarının yanında kalırken, 47.300 evsiz de sokakta yaşıyor. Böylelikle ülkede resmî rakamlara göre evsizlerin sayısı yaklaşık 582.400 kişi olarak görülüyor.
İngiltere’de evsiz sayısı ise 2025 sonu verilerine göre 382.000’i geçmiş durumda. Çocuklarla birlikte 175.000’den fazlası ve her gece 4.600’den fazla kişi sokakta uyuyor; bu da ulusal bir kriz olduğunu gösteriyor. İşsizlikle mücadele için harcanan yüksek bütçelere rağmen barınma krizi derinleşiyor. Yine İngiltere’de 2025 verilerine göre bu sayı son bir yılda %20 artış göstermiş oluyor.
Sebepleri ise; evsizlik raporlarında doğrudan sayılar belirtilmese de, evsiz kalanların önemli bir kısmı işsizlik ve ekonomik zorluklar nedeniyle bu duruma düşüyor. İngiltere’de evsizlik sorunu ulusal bir kriz olarak kabul ediliyor ve hükümetin harcadığı milyarlarca pounda rağmen çözülemeyen temel bir sorun olarak görülüyor. Sosyal konut eksikliği, artan kiralar ve konut yardımlarının dondurulması gibi faktörler evsizliği artırıyor.
Şimdi gelelim yine Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Fransa’ya;
Fransa’da evsiz sayısı Ekim 2025 itibarıyla 350.000’e ulaşmış durumda ve sosyal konut bekleyenlerin sayısı 2,7 milyon civarında. İşsiz sayısında ise Kasım 2025’te 3,13 milyon kayıtlı işsiz bulunuyor ve işsizlik oranı %7,7’ye çıkmış durumda. Bu da yaklaşık 2,4 milyon işsiz kişiye denk geliyor. Yani hem evsizlik hem de işsizlik oranları artış gösteriyor.
Bu dağ kanunuyla hayatlarını sürdüren eşkıyalar, yani sözde demokrat, sosyal ve adaletli olduklarını iddia eden sömürgeci ülkeler, başka daha zor şartlardaki ülkelere adalet ve insan hakları dersi vermeye kalkışıyorlar. Ülkeler diyorum; çünkü ABD bunun başını çekiyor ve bütün NATO’nun, Avrupa’daki güçlü ülkeler başta olmak üzere, ABD’yi maddi ve manevi olarak desteklediği görülüyor. Sonuçta elde edilen pasta, bütün hırsızlıklarda olduğu gibi, aralarında pay ediliyor. O yüzden bu sistem, bu ülkelerin ortak iş birliğiyle yürütülüyor.
Maalesef birçok sorunla boğuşan ama her şeye rağmen kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, sözde diktatörlükle (kusursuz ve mükemmel olduğunu söylemiyorum) yönetilen o ülkelerin halkına, “Başınızdaki diktatör olduğu için siz bu durumdasınız” denilerek önce içerideki bazı kesimler ikna ediliyor ya da bazı vaatlerde bulunularak yönetime karşı ayaklandırılıyorlar; daha sonra da saldırı düzenleniyor.
Bu asırlardır hiç şaşmamıştır. Senaryo her zaman aynı milletler tarafından ve aynı şekilde yazılıyor; aşağı yukarı da aynı şekilde oynanıyor. Ne yazık ki her seferinde bu hikâyeye inanacak ve verilen vaatlere kanacak bir kitle de bulunuyor. (Düşman içeride olunca kapı kilit tutmuyor.) “Sizi diktatörden kurtaracağız, demokrasi getireceğiz” derken bunu başınıza bombalar yağdırarak yapıyorlar. “Zar zor yaşıyorduk” derken sizi hiç yaşayamaz bir duruma getiriyorlar.
Sebep ise; kendilerinin lüks hayat sürdürebilmeleri. Asıl sömürücü olan kendileriyken, “Başınızdaki yöneticiler sizi sömürüyor” yalanıyla bütün yaptıklarını meşrulaştırıyorlar.
Bütün dünyanın gözü önünde ülkenize, yani evinize saldırıyorlar. Eğer “Ben değerli malımı sana vermek istemiyorum” diyorsa başınızdaki yöneticiler; ya uçağı, helikopteri düşüyor ve ölüyorlar, ya gecenin bir yarısında evinin yatak odasına kadar girilip gözleri bağlanarak, ellerine kelepçeler takılarak hesap sormak için alıp götürülüyorlar ya da gecenin bir vaktinde yatağında uyurken vuruluyorlar.
Ben her şeye rağmen henüz ümidimi kesmedim. Çünkü başta bazı ülke yöneticileri olmak üzere, dünyadaki birçok insan artık haydutların, kendi hâlinde yaşamaya çalışanlardan hesap sorduklarını görüyor ve biliyor. Bu konunun ellerinden geldiğince gündemde tutulması önemli. Birlikten kuvvet doğar. Bütün iyiler el ele verirse, kötülerin oyunları er ya da geç bozulacaktır.




