Yasemin Murat Arslan


Her şey basit, her şey suni, her şey sahte.

Her şey basit, her şey suni, her şey sahte.


Dünya nereye gidiyor? 
Gelecek nesiller için ne yapıyoruz? 
Nasıl bir dünyayı teslim etmek için, nasıl bir çaba gösteriyoruz? 
Bize bizden önceki nesiller müzeleri dolduracak eserler bıraktılar. Hem maddi, hem manevi değerleri teslim aldık. 
Mesela mimarisine hayran kaldığımız binalar, köprüler, bir asır tamir gerekse bile yıkılmadılar.
El emeği göz nuruyla dokunmuş halılar, kilimler. 
Birbirinden güzel kumaşlarla dikilmiş urbanlar (kıyafetler).
El işlemeli takılar, tabaklar. Ellerde dikilmiş yorganlar, işlemeli çarşaflar, örtüler.  
Ne bırakmak istiyoruz bizden sonraki nesillere?
Bizden öncekiler sepetler ördüler alışverişten üzüm, yumurta gibi kolay ezilen, kolay kırılan besinleri taşımak için. 
Fileler yaptılar patates, soğan, elma gibi besinleri taşınmak için.  Kesekağıtları daha kapalı olması gereken besinler için, yada file ve sepeti yanında olmayanlar için bakkal ve marketlerde bulunan. 
Öyle şimdiki gibi kullan at çöpe değil. Kullanır, bir kenara bırakılırdı, bir daha lazım olduğunda tekrar aynı sepet, aynı file ile gidilirdi alışverişe. Sonra birden bire plastik torbalar çıkıverdi ortaya. Çok çabuk alıştık al, kullan, at çöpe. Torbaylada yetinmedik, turşular, ev yapımı peynir, zeytin artık küpler yerine plastik bidonlara yapılır oldu, hiç sorgulamadık ne kadar sağlıklı diye. Daha hafif olduğu, daha dayanıklı belki daha ucuz olduğu İçin hemen vazgeçtik o güzelim küplerden. 
Onunlada yetinmeyip bir de tabak, bardak, çatal, kaşık, masa ve sandalye ürettik hepsi plastik. Oysa sofralarda yenirdi yemekler, misafire verilirdi minderler. 
Ne bırakmak istiyoruz bizden sonraki nesillere? Mesela hangi müzelik eşyayı teslim alacaklar bizden?
En ufak bir depremde başlarına yıkılacak evi mi, genleri ile oynanmış meyve  bahçelerini mi,  yoksa plastikle kirlettiğimiz dünyayı mı?  
İnsanları bile değiştirdik teknikle. 
Kolay yaşamak adına idi her şey. 
Her şey basit, her şey suni, her şey yapmacık, her şey sahte. 
İlişkiler suni, insanlar yapmacık, yüzler maske.
Teknik sayesinde üç günlük yolu üç saatte, bir günlük yolu bir saatte alır olduk. Ama hasreti duymaz, sevdiklerimize sarılmaz olduk. 
Mesaj atarken öpücük imajı eksik olmuyor, nasıl olsa yorumlarda abartılı iltifatlar, bayramlarda bize gelmesin istiyoruz dostlar. 
Ne bırakmak istiyoruz bizden sonraki nesillere? Hani ilişkiler nerede? Nerede huzur veren aileler ve aile dostları, sülale? 
Teknik gelişti. Telefona bile gerek yok, dostlara dostlardan düğüne davet mesajı, bayram kutlama mesajı, doğum gününde doğum günü mesajı her şey sanalda. 
Tanımak gerekmiyor kimseyi, ailenden önce her hangi biri kutluyor senin en mutlu gününü. Teknik gelişti sonuçta. Her şey suni, her şey basit,  her şey sahte. 
İlişkiler sanal, davranışlar suni, yüzler maske. 
Teknik geliştikçe her şey kolaylaşıyor, her şey kolaylaştıkça biz tembelleşiyoruz. 
Ulaşım  hızlanıyor biz uzaklaşıyoruz. Ve bizler hep beraber bu mutsuzluğa bile bile lades diyoruz. 
Daha güzel bir dünyaya hep birlikte yelken açmayı ümidiyle.  
Yarınlar bugünkü çocukların. 
 

Adıyaman

13.03.2026

  • İMSAK 05:14
  • GÜNEŞ 06:35
  • ÖĞLE 12:41
  • İKİNDİ 16:01
  • AKŞAM 18:38
  • YATSI 19:54

Bremenli Öğrenciler Gdansk Yolcusu: Kardeş Şehir Bağları Gençlerle Güçleniyor

Hamburg’da Olimpiyat Heyecanı: Kararı Halk Verecek

Hamburg Üniversitesi “Seçkin Üniversite” Unvanını Korudu

Hamburg’da Yeni Dönem: Nafaka Avansı Tek Merkezden Yönetilecek

Hannover Buchholz-Kleefeld’de 2026 Entegrasyon Ödülü için başvurular başladı

Hamburg’da seks işçilerinin hakları tartışılıyor: Sol Parti daha fazla destek ve görünürlük istiyor