Yasemin Murat Arslan


Polis söylüyor ise doğrudur.

Polis söylüyor ise doğrudur.




Son günlerde Amerika’da Afrika kökenli bir vatandaşın sadece kaçak sigara sattığı iddiasıyla tutuklanma anında polisler tarafından  öldürülmesinden dolayı dünyadaki ırkçılık konusu tekrar büyük bir şekilde gündeme gelmiş oldu. Bu olaylarla birlikte yıllar önce mahkeme de jüri üyesi olarak görev yaptığım zamanlarda tanık olduğum bir duruşma kararı geldi aklıma. Bazı  ülkeler bazı ülkeleri ve bazı meslek grupları, bazı meslek gruplarını desteklediği sürece bu tür sorunlara çare bulmak maalesef mümkün değil. Amerika’nın bütün dünyayı sömürdüğü ve barış götürüyorum adı altında dünyayı kana buladığı gerçeğinin artık bütün dünya insanları tarafından kabul edildiği son yıllarda, insanlar bu tür yönetimlere nasıl dur diyecekler? 
Belki Amerika yalnız olsa bileğini bükmek bütün dünya insanları için zor olmaya bilir. Amerika’nın en büyük destekçisi şüphesiz ki Avrupa, NATO ülkeleri, İsrail. Demokrasiden söz eden bu ülkelerde gerçekten demokrasi olduğunu söylemek mümkün mü? Insanlar sadece Amerika’da değil, Avrupa’nın orta yerinde de rengi, inancı, kılık kıyafeti, mesleği, hatta sağlıklı olup olmadığına göre  kategorilere ayrılıyorlar. Burda bir fıkra geldi aklıma ve konuyada  uygun bulduğum için kısaca anlatmak istiyorum . Bir aile varmış çocukları doğduğu zaman bir türlü yaşamıyormuş . Her seferinde çocukları  doğuyor ama bir kaç saat, yada bir kaç gün yaşıyor sonra ölüyormuş. Bir gün adam işten eve gelirken bir çingene ailesinin sekiz, on tane çocuklarının yalınayak, ince kıyafetlerle dolaştıklarını görünce şaşırmış ve hemen ailenin yanına gitmiş ve sormuş; “ Nasıl oluyorda sizin çocuklarınız bu şekilde yalınayak, ayakkabısız, çorapsız, ceketsiz geziyorlar? Hasta olmuyorlar mı “ demiş. Çingene anne, baba ise şöyle cevap vermiş ; “ biz çocuklarımızı doğar doğmaz buz gibi soğuk suya atarız ve bir daha asla soğuktan etkilenmezler “ demiş. Adam hemen eve gidip eşine anlatmış ve çocukları doğduğunda onlarda hemen buz gibi soğuk suya daldırmışlar ama çocuk anında ölmüş. Adam gitmiş hemen çingene aileye “ ya siz ne yaptınız böyle, sizin verdiğiniz formüllü uyguladık ama bu sefer çocuğumuz anında öldü” demiş. Çingene ise adamın omzuna eliyle  hafif hafif vurarak “ siz doğduğunuzda sizi de soğuk suya daldırdılar mı” demiş. Adalet , demokrasi  önce aile içerinde, sonra okullarda, iş yerlerinde ve her şeyden önce mahkeme salonlarında uygulanmalı ki, devlet yönetimine getirilmiş kişi yada kişiler bu sistemi hayata geçirsinler, geçirebilsinler.  Sonuçta kanunları, kuralları belirleyenler onlar. Eğer demokratik bir aile içerisinde doğmamış, demokratik eğitim sisteminden geçmemişlerse, hak, hukuk, kanun, kural ve nizamları da sadece kendi çıkarlarını korumak amaçlı yapacaklardır. Mesela Almanya’da , sonradan edinilmiş kronik hastalığı olanları devlet birinci derece memur ( Beamtenstatus) statüsüne çıkarmıyor.  Adı var kendi yok bir sistemin içinde yaşıyoruz ve sadece kendimizi kandırıyoruz.  Mesela benim mahkemede görevli olduğum  zamanlarda şahit olduğum olaylardan biri; : önce madur ve onun avukatı olayı anlatıyor, sonra sanık ve avukatını dinliyoruz, daha sonra ise şahitler tek tek içeriye gelip olayı gördükleri şekliyle anlatıyorlar. Bu arada tabiki şahitlerin birbirlerinin verdikleri ifadede ne söylediklerini duyma gibi bir imkanları yok. .O günkü mahkemede de bir kaç şahit davet edilmiş ve şahitlerden bir tanesi gelmemişti. Orda bulunan şahitlerden biri ise polis memuru. Bütün herkesi dinledikten sonra her zaman olduğu gibi duruşmaya ara verdik ve durumu değerlendirmek için arka odaya geçtik. Şahitlerin verdikleri her ifade bir diğerine benzemeyecek bir şekilde olduğu için karar vermek aslında mümkün değildi ve bende gelmeyen şahiti tekrar davet etmemizi, bir de o kişiyi dinleyip öyle karar vermemizin doğru olduğunu söyledim, hakim ise aynen şu cevabı verdi; “ polis memuru böyle dedi, eğer polis şöyle şöyle söylüyorsa doğrudur” dedi ve polisin verdiği ifadeye göre karar alındı, geri kalan şahitler sadece gelmiş ve kendi açılarından gördüklerini söylemiş oldular. ( bu arada belkide polisin aynı zamanda da bir Alman olması hakimin ona daha çok güvenmesi, daha çok inanmasında rol oynamış olabilir ). Yani;  bir  devlet memuru iseniz, özellikle polis, öğretmen, yada doktor falan, siz büyük bir ihtimalle doğru söylüyorsunuzdur, diğerleri ne derse desinler çok da bir önemi yok. Sonuçta devlet yönetimine de belirli kişiler, belli meslek grupları  geliyor, getiriliyor . O yüzden kiminle mücadele ettiğimiz , bize  şahitlik edenler, bize destek verenler önemli. Kötü olmak için birilerine zulmetmemiz gerekmiyor. Yapılan kötülüğe susmak, kulaklarını tıkamak, görmemezlikten gelmekte zulme destek vermektir. 
Bütün insanlığın yapacağı her işte elini vicdanına koyup, karşısındaki kişinin yerine kendini, yada sevdiklerini koyarak en doğru kararı vermesini ve en doğru olanı yapmasını temenni ediyorum. 
 
 

Adıyaman

14.03.2026

  • İMSAK 05:13
  • GÜNEŞ 06:33
  • ÖĞLE 12:41
  • İKİNDİ 16:02
  • AKŞAM 18:39
  • YATSI 19:55

Zoll’dan İnşaat Sektörüne Büyük Denetim: 10 Kaçak Göçmen Tespit Edildi

Kuş Gözlemciliği Beyni Zinde Tutuyor

LÖSEV Ramazan’da Lösemi ve Kanser Hastalarının Yanında

Ali Çelik “Sürgün Yıllarım” ile Gurbetteki Hasreti Anlattı

Hamburg’dan Dünya Tüketici Günü Mesajı: Çocuklara Küçük Yaşta Bilinçli Tüketim Eğitimi

Bremenli Öğrenciler Gdansk Yolcusu: Kardeş Şehir Bağları Gençlerle Güçleniyor