Cezmi Ancil


Yaralandım

Yaralandım


Arkadaşını yıkarken yüzünü okşayıp öptü, saçlarını okşadı, ellerini ayaklarını öptü. Arkadaşının gözlerinden yaslar aktı. Gözyaşlarını sildi. Tekrar yıkamaya başladı. Ellerini ayaklarını yine öptü. Arkadaşının gözlerinden yine yas aktı. Yine sildi arkadaşının gözyaşlarını , Hoca seslendi. Silme dedi . O, cenneti vadediyor  size  şefaatçi oldu size.“
Ben yaralandım iki arkadaşın gözyaşlarına.
İki kez…
Ben takılmadım ölen askerin ,onu yıkayan arkadaşının  adına, rütbesine, memleketine.
Ben takılmadım ölen bir insanın gözyaşlarını tıbbi bilmem neyle açıklanmasına ya da hocanın verdiği müjdenin dinsel motifine ya da işgüzar felsefi açıklamasına başkalarının.
Ben yaralandım o askerin gözyaşına.
Gözyaşında bırakıp , gittiği sevdikleri vardı. Çünkü. Gözyaşının kendisi canlı bir ruh canlı bir felsefe, canlı bir ilahi güç gerçek bir dini motiflerin toplamının tefsiri .
Ben yaralandım sokak ortasında cesedi günlerce kalan bir ananın gözyaşlarına. Kim gördü onun gözyaşlarını. Günler sonra kurumuş olduğunu kim gördü. Kim yaralanmadı bu zulüm karşısında siyaset diliyle açıkladı. Açıklanabilir mi , siyaset diliyle ?
Ölümden ve öldürmekten politik çıkar besleyenlere takılmadım ben.
Öldürdüğü insanların başına ayakla basıp poz verip insanların insani damarlarını rencide eden, inciten Politik figürlere de takılmadım.
Ben yaralandım , her ölüm haberinde ülkem insaninin şehitlik söylemleriyle birbirine düşman edilip intikam adına  arkalarından hikayeler anlatılıp düşmanlık tohumları atılmasına malzeme yapılmasına, ayrıştıcılığa, nefret söylemlerine alet olunmasına…
Ben yaralandım askerin gözyaşlarına.
Ben yaralandım arkadaşını yıkarken gözyaşları arasında onun ellerini ayaklarını öpmesine.
Ben yaralandım ister vatan savunması deyin, ister özgürlük savaşı deyin,ister terörist deyin, ölen her gencin analarının döktüğü gözyaşına yaralandım.
İntikam söylemleriyle ulusal dokulara zarar veren nefret söylemleri devam ettikçe daha çok ananın gözyaşı dökeceği de kaçınılmaz olacağı için yaralandım ben.
Bize cenneti vaat eden, bize şefaat edenler arkadaşlarımızın gözyaşları değil, daha özgür, paylaşımcı, bölüşümcü, adil yaşamın hakim kılındığı bir ülke müjdesiyle hayat bulunca cennet müjdesi anlamını bulacaktır.
Şefaatin de cennetin de  politik çıkarlar, manevi kazançlar uğruna gencecik insanları musalla taslarında gözyaşı dökmesine neden olanlardan kurtulduğunda ülke insanlarına müjdelenmesi anlamlı olacaktır.
Alnımıza yazılmış kadere belki eyvallah ama avcumuza yazılıp konulmuş politik darboğazcılıktan, açgözlülükten, doyumsuzluktan, cehaletten beslenen söylemlerle yazılı kader kaderimiz değildir.
O kaderde insanimizin gözyaşı vardır.
Bırakın kendi avcumuzdaki hayat çizgimizi politik nefret söylemleriyle karalamayı.
Avcumuzda sevdiklerimizin yanakları, öpmek istediğimiz sevdiğimizin dudakları olsun.
Yaram acıyor.
Ülkem adına.
İnsan adına.
 
 

Adıyaman

31.08.2025

  • İMSAK 04:24
  • GÜNEŞ 05:49
  • ÖĞLE 12:32
  • İKİNDİ 16:11
  • AKŞAM 19:06
  • YATSI 20:25

Beşiktaş'ta ikinci Sergen Yalçın dönemi

Görünür Kıl Sergisi Hannover’de Açıldı: İş Yerinde Cinsel Tacize Karşı Sanatla Mücadele”

Bingöl Üniversitesi Uluslararası Eğitim ve Araştırma Merkezi Olma Yolunda İlerliyor

Münih’te Habil Kılıç Anıldı: NSU Kurbanı Ölümünün 24. Yılında Unutulmadı

St. Pauli’den Tarihi Zafer: Derbide HSV’yi 2-0 Mağlup Etti

Flensburg’da Esnafı Hedef Alan Dolandırıcılık Yöntemi: “Tır Şoförü” Senaryosuna Dikkat!