Gülseren KAYA


YARIM KALMIŞLIKLA BÜTÜNLÜK ARASINDAKİ SERVET

YARIM KALMIŞLIKLA BÜTÜNLÜK ARASINDAKİ SERVET


Son zamanlarda çok sık okuyorum bu “yarım kalmışlık” sözünü.
Bazen sitemkâr bir üslupla bazen de mizahi.
 
Ne demek yarım kalmışlık?
Bence kimse yarım gelmiyor bu dünyaya.
Bilakis minicik bir bedenin içinde tam olarak geliniyor bu dünyaya.
Tam ve kişiye özel ayrılan büyük bir servetle.
Servetimizin adı sağlık…
 
Yaşadığımız çevre ve şartlar ne olursa olsun her birimiz “tam” olarak bu dünyada yerimizi alıyoruz.
İster zengin bir şehirde isterse bir gecekondu mahallesinde doğalım, çevremizin üzerimizdeki etkisi sadece görsel düzeyde kalıyor hafızalarda.
 
Günbegün bize verilen bütçemizden harcıyoruz hayatı, aldığımız her nefes için ödüyoruz faturamızı kuruşu kuruşuna.
 
TEK ZENGİNLİĞİMİZ, SAĞLIĞIMIZ
 
Aslında yüreğimizdeki hazinede sakladığımız tek zenginliğimiz, bizim sağlığımız.
Sağlığımız dünyaya gelirken yanımızda getirdiğimiz tek servetimiz.
 
Hak ettiği değeri vermiyoruz, özellikle gençlik yıllarımızda bilmiyoruz sağlığımızın kıymetini.
Başımızda kavak yellerinin verdiği deli cesaretiyle bol keseden harcıyoruz, bize ayrılan bütçenin hesabını kitabını yapmadan.
Geçmişe bakmadan, bugünü önemsemeden ve ileriyi düşünmeden harcıyoruz zamanımızı, kesemizdeki sağlığımızın eksildiğini bile fark etmeden.
 
Sonra bir an geliyor ve bol keseden harcanan sağlığın eksiklikleri gösteriyor kendini yavaş yavaş. Bazen ufak tefek şeylerle bazen de kronikleşmiş hastalıklar olarak.
 
GERÇEK SERVETİ KAYBEDİNCE…
 
Yaşadığımız çevre ve şartlar ne olursa olsun harcanan sağlık, zamanla herkese gösteriyor eksikliğini.
Kimsenin hakkını yemeden herkese eşit bir şekilde gösteriyor.
Herkes, harcamasının sonucunu görmek ve sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor.
 
İşte o zaman anlıyorsun hayattaki gerçek servetinin ne olduğunu ve asla bir daha onu yerine getiremeyeceğini.
 
Korkmayın! Bu servet mirastan kalan ya da çalışıp didinip kuruşu kuruşuna biriktirilen servetlere benzemiyor.
Bu serveti sizden başka kimse harcayamaz ve kimseye de devredemezsiniz.
Bu konuda müsterih olabilirsiniz, bu serveti son kuruşuna kadar sizden başkası harcayamayacak.
 
Ne tuhaf değil mi, son kuruşuna kadar siz harcayacaksınız demek?
 
BİR NEFES, KAÇ KURUŞ?
 
Bir nefes, kaç kuruş eder acaba?
Peki, son nefesi öderken son kuruşumuzu verdiğimizi biliyor muyuz?
 
Neyse nereden geldim bu konuya? Vardır elbet bir sebebi.
 
Kesemizdeki servetimizin kıymetini bilelim.
Servet bütçemizi bilinçli harcayalım. Maazallah! Aniden gelen büyük bir harcama karşısında çaresiz kalmayalım.
 
Sağlıcakla kalın.

 
 

Adıyaman

06.03.2026

  • İMSAK 05:25
  • GÜNEŞ 06:45
  • ÖĞLE 12:43
  • İKİNDİ 15:58
  • AKŞAM 18:32
  • YATSI 19:47

Murat S. Dural’dan Yeni Roman: “Fırtına Çıkmazı” Okurlarla Buluşuyor

Lübeck’te Turuncu Bank: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Güçlü Mesaj

Braunschweig Stadı’nda Büyük Denetim: 247 Güvenlik Görevlisi Kontrol Edildi

Hamburg’da Miras Vergisi Tartışması: Gelir Artıyor, Muafiyetler Büyüyor

Bremen’de Suç Oranı Yüzde 10 Düştü: Polis Daha Fazla Vakayı Aydınlatıyor

Bremen’de Kadına Yönelik Şiddet Artıyor: 2025’te Vakalar Yüzde 7,1 Yükseldi