Celladına âşık olmak diye bir söz duyardım da nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum.
Ülkeleri vuruluyor diye bayram yapan, ülkeleri işgal ediliyor diye sevinen bir insana henüz hiç rastlamamıştım; onu da gördüm bu dünyada.
Bir insanın ülkesindeki devlet yönetimiyle farklı görüş ve inanca sahip olması demek, dünyanın gözü önünde bütün kirli çamaşırları dökülmüş ve herkesin tiksindiği, çocuk kanı içmekten tutun da yapmadıkları hiçbir çirkinliğin kalmadığı hasta beyinli kişilere “Gel, bizim ülkemizi de vur.” demesi için nasıl bir geçerli sebebi olabilir? Başımızdaki yöneticileri öldürün, gerekirse vatandaşlarımızın yarısını bile öldürün, ülkemizi işgal edin demesini sizler anlayabiliyor musunuz? Ben anlamak için uğraşıyorum ama bir türlü anlayamıyorum.
Ya dışarı çıkarken başını, kıçını açmak bir ülkenin sömürülmesinden, binlerce insanın kanının dökülmesinden daha mı önemli? Üstelik son zamanlarda yavaş yavaş kuralların yumuşamaya başladığı bir dönemde böyle bir davranış sergilemek neden? Kadınlara özgürlük getireceklerine inandıkları bu cellatlar, elhamdülillah, 160 kız öğrenciyi öldürerek başladılar kadınlara özgürlük getirmeye. Bu 160 sadece toplu bir şekilde katledilen kadınlar. Daha başka öldürülen kadınları, çocukları, bebekleri ve evladını toprağa vermenin acısıyla yanan kadın yüreklerini saymıyorum bile.
Hani bizim meşhur bir fıkramız var ya; Temel, arkadaşının alnına konmuş olan sineği tüfeğiyle vuruyor ve arkadaşı ölünce “Bir sizden, bir bizden.” diyor. Onu hatırlatıyor resmen bana. “Gel bombala; okulu mu bombalarsın, hastaneleri mi, önemli değil; yeter ki benimle aynı fikirde, aynı inançta olmayan insanları öldür.” diyorlar. Sanki “Sen gel bombala.” dedin diye sana torpil geçecekler ve senin yakınlarına özel bir muamele yapacaklar. Öyle mi sanıyordun?
İnsan ailesiyle ters düşmüş olsa, komşusuna “Gel, benim eşime, kızıma tecavüz et; torunlarımı, çocuklarımı, annemi, babamı, dedemi, ninemi öldür.” der mi? Komşusu bile değil. Biri ta bilmem hangi kıtadan geliyor, öbürü de “Bu bölgede benim borum ötecek.” diye tutturmuş bir canavar. Bütün dünya onların ortaklaşa yaptıkları soykırımlardan tutun da kundaktaki bebeğin organlarını canlı canlı söktüklerini kınarken; o hiç tanımadıkları, farklı kültür ve farklı inançlarda olan insanlar için canları pahasına sokaklarda polis darbelerine maruz kalmayı göze alırken; bunlar o ülkelerin bayrakları ellerinde sokaklarda o yamyamları adeta kurtarıcı, kahraman kabul ediyorlar.
Bu nasıl bir akıl tutulması, anlamak mümkün değil. Kendisi yıllar önce almış tasını tarağını, zaten kaçmış ülkesinden. Kendi canını kurtarmış; ülkesini terk etmeyen, edemeyenlerin başına bomba yağdırılmasını destekliyor, alkışlıyor. Siz geldiğiniz, yaşadığınız ülkelere mi güveniyorsunuz? Bütün dünyada ırkçılık hortlamışken, gün gelir sizi de yaka paça atarlar sınırlarının dışına. Unutmayın, bir gün evsiz, barksız, vatansız kalabilirsiniz.
Hadi diyelim Irak’ı unuttunuz, Suriye’yi önemsemediniz. Daha hâlâ hayatta kalma mücadelesi veren Ukrayna ile Filistin’in hâlini de mi görmüyorsunuz? Kendi vatanına hainlik eden, yarın bir gün bizim vatanımıza ne yapmaz? Eğer bu tiplere Türk vatandaşlığı verilmişse, ki verilenler var, biliyoruz; derhâl geri alınmalı. Bence bütün dünya ülkeleri de, hatta şu anda “Sizin yanınızdayız.” diyenler bile, artık onlara asla güvenmeyeceklerdir.
Savaş demek; acı demek, gözyaşı demek, ölüm demek; yıllarca evsiz, barksız, aç, yorgun süreceğiniz bir hayat demek. Başınızdaki gün gelir değişir; ama kaybolan vatan, kopan kol, ölen insan, yok olan zaman ve onur asla geri gelmez.
Eninde sonunda iyilik kazanacak, buna inanın ve sağlıcakla kalın.