Gülseren KAYA

Tarih: 06.05.2020 20:30

Coronalı günler üzerine

Facebook Twitter Linked-in

Coronalı günler kendimizi bulmamıza yardımcı oluyor sanki.
Hepimiz yaşadıklarımızı farklı bir şekilde sorguluyoruz, farklı pencereden bakıyoruz.
Sizin pencerenizi bilemem ama ben kendi penceremden bakınca, eksikliğini duyduğum şeylerin başında sosyal çevremin olduğunu söyleyebilirim.
Sabahları işe giderken yoğun trafiği bile özledim dersem yalan olmaz.
İş arkadaşlarımla konuşmayı, çalışma masamı hatta dosyaları bile özledim.
İnsan iş hayatını özler mi? Özlermiş...
İnsanlarla birebir konuşmak, mesai aralarında bir çay veya kahve molasını paylaşmak ne kadar güzelmiş.
“Haydi bir çay koy geliyorum” bu sözleri haftalardır duymadım. Birisinin elini tutmak, omuzuna dokunmak yada sırtını sıvazlamak ve en güzeli ona sarılabilmek.
Hayatın anlamını kollektif bir şekilde sorgulamaya başladık.
Kiminle konuşsam benzer şeyler duyuyorum.
Herkes mesafenin verdiği etkiyle eski hayatını sorguluyor, dert ettiği şeyleri gözden geçiriyor.
Aslında ne kadar duyarsız lüks sorunlara takılmış kalmışız.
Hayatta en önemli şeyin senin ve sevdiklerinin sağlığı olduğunu onlara sarılırken pozitif enerjinin bize geçtiğini hayat kattığını bilememişiz.
Tüketici bir toplum yaratılmış, tüketimi bir hevese bağlanmış olan. Her şeyin en son modeli, en markalısı ve benzeri konulara takılmışız kalmışız. En’ler hayatımıza anlam olmuş, yönlendirmiş.
İnsan ilişkilerinde de tüketmeye alışmışız.
Bu durum aslında bize verilmiş bir şans olabilir mi? İnsan yanlarımızı tekrar keşfedebilmek için...
İnsan kalabilmek dileğiyle...

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —