Menü Haberin doğru adresi
Kibar ÖZKAN BEKTAŞ

Kibar ÖZKAN BEKTAŞ

Tarih: 04.03.2022 01:09

KUTSAL KADINLAR GÜNÜ

Facebook Twitter Linked-in

İlk kez 2009 yılında, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlama fırsatı bulmuştum. Hayatımın en muhteşem günlerinden biriydi. Kadının kutsallığını bilince çıkarmış, kelimelere dökme cesareti göstermiş bir toplulukla kutlama yapmak nasıl muhteşem olmazdı ki.
“Ben de Kadınım” isimli şiiri okumuştum. Hem de ne okuma! Sesimi bırakın, bacaklarım bile titremişti. İki gün içinde hazırlanan bir tiyatro oyunu bile yazılmıştı. Ben de küçük bir rol almıştım. Sabaha doğru 4’te uyuyup sabah 8 gibi yeniden uyanmak bile heyecan vermişti. Saz çalınıp türküler söylenmiş, halaylar çekilmişti. Biz hemen hemen 40 kişilik bir grupla fazla geniş bir evde kutlamıştık. Her şey amatördü ama tahmin edersiniz amatörlüğün heyecanı ve hesapsızlığın keyfi ayrıdır. Kutlama gibi kutlamaydı.
Burada kutlama kelimesini açmak istiyorum. “Günümüzde…” ile başlayan cümleleri fazla kullanmaya başladık ama gerçekten günümüzde birçok şey gibi Kadınlar Günü de anlamından uzaklaşıp sadece şov niteliğine evrilmiş durumda. Ruhunu kaybetmiş, belli kişilerin kalabalık kelimelerin ötesine geçemeyen konuşmalarının olduğu toplantılar hâlini aldı. Bırakın coşkuyla kutlamayı, kadınların yaşadığı acılar bile hissettirilemez oldu. Ne coşkusu? Kadınlar Günü’nün kutlanmaya başlaması hazin bir olayın sonucu olsa da acı, zamanla coşkulu kutlamalara, tebrik mesajlarına yerini bırakmıştı, bırakması da normal ve bence yerindeydi.
KUTLAMA VE COŞKU
Anlaşılacağı üzere Kadınlar Günü’ne coşkuyu, sevinci daha fazla yakıştırıyorum. Kadını, zaten yaşadığı hüzne, acıya boğmanın anlamsızlığına inanıyorum. Bundan dolayı da kutlama ve coşku kelimelerini daha çok dillendiriyorum, dillendireceğim.
Günümüzde Kadınlar Günü’nün kutlanış şekline geri dönecek olursak tabii ki kadınlar için verilen en küçük bir mücadele dahi kutsal ve değerli. Lakin artık çok daha kutsal şeyler yapma vakti. Daha anlamlı mücadeleler verme ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü acıların bir haykırışı durumundan öteye “kadının varoluşu” nedeniyle coşkuyla sevinçle kutlamaya taşımalıyız.
Kadınlar Günü’nü belli kişilerin tekeline bırakmamalı, herkesin konuşabileceği, eğlenebileceği, özgür ortamlara dönüştürmeliyiz. Kaldı ki 13 yıl önce bizim amatör olarak kutladığımız o 40 kişilik, cinsiyet ayrımı gözetilmeden yapılan kutlamada görülen bir eşitlik vardı. Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden birçok kişi fikrini dile getirmişti. Kadınların yaşadığı sorunlar, çözüm olarak neler yapılması gerektiği detaylıca konuşulmuştu.
DOMİNO ETKİSİ
İnanıyorum ki bugün birçoğu çocuk sahibi olan o günkü kutlamada konuşanlar, çocuklarını eşitlik bilinciyle yetiştirdi. Kadınların yaşadığı sorunların çözümü için bireylerin bilincinde bir kavrayış olduğunda domino etkisi misali bireyden, topluma, toplumdan devlete bir yol alacaktır. Her değişim, içten gelen motivasyonla istekle başlar. Hayata ve haksızlıklara karşı olan bireyler, özellikle daha fazla mücadele ile birlik olmanın önemi üzerinde durmalı ve tohumları ekmeli. Kitlelerin iç motivasyonunun oluşmasına destek olabilmeli.
Kadınların, hakları olan eşitliği geri aldığı, özgür ve huzurlu yaşadığı bir dünyada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, kadınların varlığının başlı başına kutsal olduğu anlamına gelen “Kutsal Kadınlar Günü” adında coşkulu, heyecanlı kutlamalar yapacağımız o güne umutla!
Sevgilerimle.
 

 
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —